İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Feminizm

Latince kadın anlamına gelen ‘femina’ kelimesinden türetilen ve ‘kadınsı özelliklere sahip olmak’ anlamı taşıyan feminizm terimi, Fransız Devrimi zamanında kullanılmaya başlanmış ve içerisinde birçok durumu barındıran bir kavram haline gelmiştir.

Kadınların temel hak ve hürriyetleri elde etmesi amacını güden eylem ve çalışmalara verilen bir terim olarak ortaya atılan feminizm, güncel olarak farklı ideolojik görüşlere göre farklı şekillerde yorumlansa da, bu hareket kadınların hayat standartlarının yükseltilmesi ve kadın cinsiyeti üzerindeki her türlü ayrımcılığın kaldırılması için yürütülen politikaları ve eylemleri temsil etmektedir. Feminizm temelde kadın ve erkek cinsiyetleri için eşit hukuksal ve anayasal haklar isteyen ve erkeğin kadın üzerindeki geleneksel tahakkümünü kaldırmayı amaçlayan siyasal bir akımdır.

Geleneksel Feminizm: Geleneksel feministler, kadınların toplumdaki ikincil konumunun ve maruz kaldıkları eşitsizliklerin kaynağını ataerkil toplum yapısı olarak görürler. Geleneksel feministler, ataerkil toplum yapısının neden olduğu ev içinde ve çalışma hayatında görülen kadınların ikincil ve sömürülen konumunun son bulması için mücadele vermişlerdir.

Liberal Feminizm: Geleneksel feminizmin paralelinde gelişen liberal feminizmin üzerinde durduğu temel olgular kadınlara eşit haklar, ayrımcılığın kalkması ve kadının özgürleşmesidir. Liberal feministlere göre, pozitif ayrımcılık politikaları gibi fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik uygulamalar ile özellikle, iş yaşamındaki ayrımcılık giderilebilir.

Marksist Feminizm: Marksist feministlere göre kadının ezilmişliğinin nedeni kapitalizmdir. Ataerkillik, kapitalizmin ortaya çıkardığı bir sömürü ve baskı çeşididir.

Radikal Feminizm: Radikal feminizmin temelinde, Marksist feminizme, özellikle de cinsiyet eşitsizliğine neden olduğu düşünülen ataerkilliğin, dolayısıyla da kadın erkek eşitsizliğinin ortadan kalkmasının tek çaresinin özel mülkiyeti ortadan kaldıracak sosyalist bir toplum düzeninin olduğunu savunan görüşe karşı hoşnutsuzluk yatmaktadır. Radikal feministlere göre eşitsizliğin nedeni ekonomik, kültürel, politik, ideolojik, cinsel hatta biyolojik olabilir. Aşırı radikal feministler biyolojik olarak kadının doğurganlığının olmasının kadını ayrı bir cinsel sınıfa koyduğunu ve bu özelliğin de kadını güçsüz yaptığını, böylece erkeklerin güç kullanarak çok rahat bir şekilde kadınlar üzerinde tahakküm kurabildiklerini, bunu önlemenin yolunun da cinsel özgürlüğü kazanmaktan geçtiğini iddia ederler.

Postmodern Feminizm: Postmodern feministler önceki feminist perspektiflerin ortaya koyduğu, kadının ezilmişliğini ve ikincil konumunu ataerkil yapıya bağlayan anlayışı eksik bulmuşlar ve feminizmin amacının cinsel açıdan eşit bir toplum oluşturmak olduğu fikrine karşı çıkmışlardır. Postmodernist feministler, baskı kaynağı olan dile odaklanmışlar, kadının özgürleştirilmesini kadın ve erkeğin eşitlenmesinde değil, aksine kadının erkekten farklı ve üstün yanlarının ortaya çıkarılmasında görmüşlerdir.

Toplumsal Cinsiyet: Doğumla getirilen biyolojik cinsiyet özelliklerinin yanı sıra, bireyin içinde yetiştiği toplumun, zamanın ve coğrafyanın etkisiyle kadın ve erkek cinsiyeti üzerine giydirilen roller vardır. Bunlar da toplumsal cinsiyet (gender) adını alır. Toplumsal cinsiyet, toplumun kadın ve erkeği nasıl gördüğü, kadından ve erkekten ne tür davranışlar beklediği ve bu iki cinsiyete yakıştırdığı rollerdir.

Toplumsallaşma sürecindeki cinsiyet algısı daha bebeklikten başlar. Odalarda ve kıyafetlerde baskınca kullanılan pembe ve mavi renkler daha bebek doğmadan cinsiyeti hakkında bize bilgi verir. Oyuncaklar cinsiyete göre alınır; kızlar için bebekler, plastik ev ve mutfak eşyaları, erkekler için arabalar, uçaklar, asker figürleri. Meslek seçme aşamasında da kadın ve erkekler toplumun cinsiyetleri için seçtikleri mesleklere daha fazla yönelmektedir; öğretmenlik, hemşirelik ve sekreterlik gibi daha ziyade bakım ve hizmet gerektirecek meslekler kadınlar için uygun görülmüşken, askerlik, polislik, pilotluk gibi güç ve cesaret kavramlarıyla özdeşleştirilmiş meslekler ise erkekler için toplum tarafından belirlenmiş mesleklerdir. Her iki cinsiyet için de belirlenmiş bu kalıp davranışlar ve meslekler dışına çıkılması toplum tarafından çok hoş karşılanmayan durumlardır.

Kaynakça: İç İşleri Bakanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Güvenlik Terimleri Sözlüğü, Mayıs 2017

www.halrum.com © 2020 - Tüm hakları sakldır.